Batman

Strike of Kings

Batman

Kara Şövalye

Rol : Suikastçi
Uzmanlık : Hücum – Biçici
Dayanıklılık

TEMEL ÖZELLİKLER

Maksimum Can

3292

Fiziksel Savunma

85- %12.4

Fiziksel Saldırı

171

Büyü Savunması

50 – %7,6

Büyü Saldırısı

0

Maksimum Mana

450

SALDIRI ÖZELLİĞİ

Hareket Hızı

400

Saldırı Hızı

%0

Can Çalma

%0

Saldırı Menzili

Yakın Dövüş

Zırh Delme

0 – %0

Kritik Oranı

%0

Mana Çekme

%0

Büyü Delme

0 – %0

Kritik Hasar

%200

Bekleme Süresine Azalma

%0

SAVUNMA ÖZELLİĞİ

Direnme

%0

Can/5sn

52

Mana/5sn

19

SKİLLER (BECERİLER)

Strike of Kings 1. Skill

Kara Şövalye

Fiziksel

Batman yarasa sürüsünü kullanarak kendini 1.5 saniye sonra görünmez kılar. 30 saniye boyunca görünmezliğini korur fakat düşmanın 6 metre yakınında 3 saniyeden fazla durursa, görünmezliğini kaybeder. Bu beceri aynı süre içerisinde tekrar kullanılırsa belirlenen yöndeki düşmanlara doğru 660(+321) Fiziksel Hasar veren güçlü bir saldırı yapar. Görünmezlik kaybolduktan sonra Saldırı Hızı 5 saniyeliğine %50 oranında artar.

Temel Hasar          : 660/830/1000

Bekleme Süresi    : 40/35/30

Mana Maliyeti       : 120

Strike of Kings 2. Skill

Batarang

Fiziksel Kontrol

Patlayıcı Batarang fırlatarak düşmanına 165(+97) Fiziksel Hasar verir ve Hareket Hızını azaltmasına neden olur. 3 saniye sonra kaybedilen canın %24‘ü kadarı, Fiziksel Hasar olarak geri eklenir. Batman, daha önce vurulan bir hedefi tekrar vurduğu zaman, hedef sersemler ve kendi canını 140(+85) yeniler.

Temel Hasar        : 165/186/207/228/249/270

Can Yenileme      : 140/168/196/224/252/280

Bekleme Süresi   : 9.6/8.8/8/7.2/6.4/5.6

Mana Maliyeti     : 80

Strike of Kings 3. Skill

Dirsek Vuruşu

Fiziksel 

Batman, bileğindeki bıçakları kullanarak çevresinde düşmanlara 215(+145) Fiziksel Hasar verir. Bir düşmana ayrıca ek iki kat hasar verir.

Temel Hasar        : 215/260/305/350/395/440

Bekleme Süresi   : 5

Mana Maliyeti     : 50

Strike of Kings Pasif Skill

Pelerinli Süvari

(Pasif) 

Batman düşmana yaklaştığı zaman Hareket Hızı %20 artar.

BATMAN’İN HİKAYESİ

Batman, Gotham City’nin üzerini kaplayan karanlık adaletin bir sembolü haline gelmişti. Zenginlik içinde doğan Bruce Wayne, küçük yaşlardayken ailesinin katledilişine kendi gözleriyle tanıklık etmiştir. Yaşadığı bu trajedi bütün hayatını değiştirip, Onu suçlara karşı savaşan bir varlık haline getirmişti.

Wayne, Pelerinli Süvari olmaya hazırlanmak için dünyayı bir süreliğine dolaşıp zihnini ve vücudunu eğiterek insanlığın sınırlarını zorladı. Yıllar içinde harcadığı büyük emekten sonra dünyanın en iyi dedektifi haline gelmekle kalmayıp, düşmanlarını ezecek o muhteşem fiziksel güce sahip olmuştu.

Batman, kendini her zaman farklı dünyalardaki, boyutlardaki ve evrendeki savaşlara itilmiş olarak buluyordu. Her seferinde ise Athanor’un varlığında Zephys ile karşılaşıyordu. Zephys, hayal edilmeyecek boyuttaki gücüyle birlikte dünyaya çakılıp, yeryüzüne hükmederek yeni bir sistem kurmuştu. Daha sonrasında ise Athanor tarafından zaptedilerek onun sonsuzluk savaşındaki ordusunda yer almıştı.

Batman, iş bu kıyafetle kendini, sonsuz sayıdaki evrenleri ve zaman boyutlarını yarıp geçerek Zephys’i takip ederken bulmuştu. Zephys’i oracıkta yakalayıp Onun kara entrikalarına son verecekti. Nitekim, savaşmaya başlayıp onun sonunu getirecek fırsatı bulamamıştı. Tam bu sırada Valhein ortaya çıkarak, Thane’in emriyle kıyametin o garip şimşeklerini araştırmaya koyulmuştu. Onun yardımıyla Batman, sonunda Zephys’i yenmeyi başarıp, onu sonsuza dek kendi alemine göndermişti.

“Ey yolcu, Athanor’a hoşgeldin!” diye fısıldadı Valhein kısık ama derin bir sesle. Batman, bu mistik dünyaya düştüğünde, onun bu dünyadaki rolünün ne olacağını düşünmeye başlamıştı. Önündeki aydınlığa attığı adımdan sonra kendini bir anda Thane’in huzurunda bulmuştu. Muhteşem Kral, oturduğu tahttan onlara bakarak odada bulunan herkese kasvetini hissettiriyordu. Kara Şövalye’ye, Zephys’i alttettiği için teşekkürlerini sunarak, Ona Andura’nın bir parçası olan parlak bir mücevher hediye etti. Batman, mücevhere dokunduğu anda ateşi ve umutsuzluğu hissettiği bir yanılsama görmeye başladı: Gotham, alevler ve harabeler altında kalmış, içindeki insanlar ise karanlığın zincirlerine vurulmuştu. Genç ve güçlü olanlar, sevdiklerinden ayrı konulmuştu. Bütün bunların üzerinde ise, şehri yutan alevlerden daha da parlak olan merhametsiz gölgeler kol geziyordu. Gölgeler, parmaklarını şıklatarak tek bir hamlede yaşama sonsuza dek son vermişti.

Batman,müthiş bir korku içinde donakalmıştı. Ağzından çıkabilen tek cümle ise:”Bu gerçek olamaz ,olamaz değil mi?” idi. Bu, bir türlü şaka olmalıydı. Nitekim, Thane kederli gözleriyle kafasını sallayarak Kara Şövalye’nin damarlarını buz kesmişti. Bruce’un aklında binlerce şey geçiyordu. Nedir bu çılgınlık? Nedir bu umutsuzluk? Thane sonunda konuşmaya başlaşmıştı: ”Eğer çaresizliği kabul ederek oturmaya devam ederse, bu makus kaderi değiştirmemeyi kabul etmişiz demektir” diyerek devam etti sözlerine:”Avuçlarında tuttuğun bu Andura parçacığı bir bütün haline gelmeli. O, yaratma gücüne ve yok edici bir güce sahip. Evrenin hangi zamanında ya da hangi konumunda olmana bakmaksızın, o bütünüyle Athanor’a bağlıdır.”

Batman, Gotham’a dönüp önündeki seçenekleri görmesi gerektiğini biliyordu. Uzun ve sessiz bir karar anından sonra, savaşmayı seçti. Lucius ve Alfred’in yardımıyla, cephanesini oluşturduktan sonra kendini gelecek olan savaşa hazırladı. Arkadaşları, Bruce’u bekleyen tehlikelerden ötürü endişeleniyordu. Fakat gözardı edilmeyecek bir gerçek vardı; Batman’i asla küçümseme!

Yorumlar

yorumlar

Benzer yazılar